Kültür Karıncalarından Mektup Var!

Değerli Büyüklerimiz,
Biz İstanbul Dumlupınar, Anafartalar, Zuhal, Türkan Sedefoğlu, Kırımlı Aslan Bey, Tarık Us, Burak Reis, Tevfik Kut ve Kadriye-Mehmet Koparan, Kocaeli Rahmiye, Bursa Nuri Erbak İlköğretim Okulları’nın ve Antalya Aksu Lisesi’nin Kültür Karıncalarıyız.

Şimdi sizlere biz Kültür Karıncalarına verilen eğitimi, kazanımlarımızı anlatacağız! Kültür Bilincini Geliştirme Vakfı geliştirmiş bu eğitim modelini.

Eğitimcilerimiz çalışan ya da üniversitede okuyan Kültür Gönüllüsü genç ablalar ve ağabeyler. Bize saygılı ve içten davranarak öğretiyorlar her şeyi, soru sorunca –saçma bile olsa- bizi hiç azarlamıyorlar, bir de çok güzel konuşuyorlar. Biz de onları kendimize örnek alıyoruz.

Bu eğitim modeli ile biz İstanbul Kültür Karıncaları önce kentimiz İstanbul’u tanıdık. İlk durak Galata Kulesiydi. Galata kulesinden  -bir arkadaşımızın deyişiyle-,  "canlı İstanbul"u kuşbakışı seyrettik, inanın muhteşemdi, ama Kız kulesinde aklımız kaldı. Hezarfen Ahmet Çelebi’nin kuleden nasıl uçup Üsküdar’a konduğunu öğrendik, hatta dramasını bile oynadık.

Sonra çok ilginç bir yere gittik; Yerebatan sarnıcı, burada ağlayan sütunu, medusayı gördük. Derken kentimizin en tarihi meydanına geldik. Gelip geçerken pek fark etmediğimiz tarihi-kültürel zenginlikleri Ayasofya müzesini, Sultanahmet camiini, Topkapı saraynı, Türk-İslam Eserleri müzesini, tarihi çeşmeleri, sütunları doya doya algıladık. Mimar Sinan’ın eseri Haseki Hürrem Sultan hamamında ritim çalışması yaptık!

Sonra müzelerimizi gezdik başta Arkeoloji ardından Rahmi Koç, derken ver elini Sadberk Hanım müzesi.

Eğitim temalı etkinliğimizde ise Mimarlar Mimarı Sinan’ın ve geçmiş değerlerimizin önemini kavrayarak Süleymaniye camiini ve külliyesini heyecanla dolaştık, ardından yeni bir eğitim kurumunda, Kadir Has Üniversitesi’nde yorgunluk attık. Burada eski binaların özelliklerini koruyarak nasıl yeni kullanımlara açılabileceğini öğrendik.

Bir başka etkinlikte Fener ve Balat’ı bir güzel gezdik ama algılaya, algılaya... Biliyorsunuz Fener-Balat yüzyıllardır dinlerin kardeşliğine ev sahipliği yapmakta, camiiler, kiliseler, sinagoglar kardeş kardeş yaşamakta, onları gördük.

Bize kısacık gelen, doyamadığımız bu etkinliklerde çeşit çeşit uygarlıklarla tanıştık, sonra gördüklerimizi, hayal ettiklerimizi resme, kile, dramaya döktük..

Ve sonunda dedik ki “meğer farkında olmadan dünyanın kültür Başkentinde yaşıyormuşuz”

Şimdi söz sırası biz Bursa Kültür Karıncaları’nda; İstanbul’dan gelen Kültür gönüllüsü ablalarımızla, ağabeylerimizle Kent müzesini, Arkeoloji Müzesini, Muradiye Külliyesini gezdik. Karagöz-Hacivat Evi’nde ve Atatürk Köşkü’nde geçmişi yaşadık. Ama İstanbul’lu kardeşlerimiz gibi biz de drama oynayarak, hikaye yaratarak pekiştirdik öğrendiklerimizi.. Bir zamanlar Başkent olan kentimizin değerini bir kez daha ama tanıyarak, hissederek anladık.

Biz Kocaeli Kültür Karıncaları ise; bu programa girmeden önce kentimizin değeri hakkında pek iyi duygular beslemiyorduk. Ne de olsa küçük bir kentti, hiç Başkent filan olmamıştı, görünen görkemli tarihi binalarımız yoktu. Ama İstanbul’dan bizim için gelen kültür gönüllüsü ablalarımız, ağabeylerimiz bize kentimizi öyle bir tanıttılar ki neredeyse aşık olduk. Evet kentimizde Saat Kulesi’ni, Roma Antik tiyatrosunu gördük, drama oynadık, hikaye yarattık. Daha sonra Sabancı Kültür Merkezi’ni ve Kapancı Sokağı’nı gezdik, Şehitlik’ten “uçsam nereye konarım” oyununu oynayarak güzel kentimizi seyrettik. Sonuçta ne kadar değerli bir kentte yaşadığımızı öğrendik.

Eh, nihayet anlatma  sırası biz Perge Kültür Karıncaları’na geldi. Size Perge’de yaptığımız etkinlikten söz edelim.

Perge’de kazılar Prof Dr Haluk Abbasoğlu sorumluluğunda sürüyor. Biz kendisi ile tanıştık, bize Perge’yi, kazıyı anlattı, antik tiyatroyu kaplayan otların dikkatli ellerle temizlenmesi gerektiğini söyledi. “Küçük Prens”de yazıldığı gibi ”Gülümüzü onca değerli kılan ona verdiğimiz emek” değil mi? Perge artık bizim için özel bir yer, çünkü ona emek verdik. Bundan böyle Perge bizim sorumluluğumuzda. Her yıl otlarını temizleyeceğiz, onu hoyrat ellerden koruyacağız, yıl be yıl ayağa kalkışını izleyeceğiz.

Değerli Büyüklerimiz, kentlerimizi, semtlerimizi tanıdıkça ne kadar güzel, değerli yerlerde yaşadığımızı öğrendik. Ama bu değerli yerleri gelecek kuşaklara da bozulmadan teslim etmemiz gerekir diye düşünüyoruz. Evet, şimdilik çok küçüğüz, hatta çocuğuz, ama büyüyeceğiz, belki Muhtar, ya da Belediye başkanı, hatta Anakent Belediye başkanı, belki de Bakan, veya Başbakan olacağız, neden olmasın, önce hayal etmek sonra çabalamak gerekir. Diyelim ki “olamadık”, ama bir yurttaş olarak da semtimizin, kentimizin korunmasına katkıda bulunacağız, şimdiden söz veriyoruz...

Dünyada eşi benzeri olmayan ören yerlerimizden, kültürel mirasımızdan artık biz çocuklar sorumlu olalım, büyüklerden ümidi kestik çünkü..

Saygı ve sevgilerimizle.

İstanbul, Haziran 2009

İstanbul Dumlupınar, Anafartalar, Zuhal, Türkan Sedefoğlu, Kırımlı Aslanbey ,Tarık Us, Burak Reis, Tevfik Kut ve Kadriye-Mehmet Koparan, Kocaeli Rahmiye, Bursa Nuri Erbak İlköğretim Okulları’nın ve Antalya Aksu Lisesi’nin Kültür Karıncaları

 



E-Posta
Şifre

"Kültür Karıncaları" Projesinden Haberdar Mısınız?